4-Akvaryum zemini ve ilk su doldurmamızMinyatür akvaryumumda 0mm quartz kum kullanmaya kararlydım. Ve aradığım şeyin de Emeksiz Orman Çiftliği'nde olduğunu biliyordum. Orman çiftliği deyince aklınıza Anakra Atatürk Orman Çiftliği gibi bir yer gelmesin. Burası bildiğiniz pet shop. Fakat epey eski bir dükkan olması ve kurulduğu zamanlar kimsenin pet shop lafından çakmaması sebebiyle balık,kuş arasıra köpek satan bu dükkanın adına orman çiftliği denmiş. Şu an kendilerinde birkaç yıldır satılmayıp iyice göbek yapmıoş bir maymun ve birkaç yıldır satılmayıp 90cm olmuş bir timsah da mevcut. Geçen yaz gördüğüm bukalemun sanırım vejeteryan zannedilip marul yedirilmeye çalışıldığı için şu an aramızda değil. Kendisini sadece 3 gün görebilmiştim zaten.
Her neyse kendimi Seyahatname'nin Malatya'nın pet shopları yazılarını yazmakta olan Evliya Çelebi gibi hissettim. Gerçi böyle yazıları yazmaya bayılıyorum ve okuyanların da keyif alacağını düşünüyorum ama konuya döneyim.
Emeksiz Pet shoptan girdik, kumdan devam edelim. Bu arada Dükkanın adının Emeksiz olmasının sebebi otorduğu yerden müşteri kazıklayarak parayı götürmesi değil. Dükkan Emeksiz civarlarında yani bulunduğu jeopolitik konumla ilgili. Neyse ben yine başladım
Bir gün yine Emeksiz Orman Çiftliği'nin hayvanlarını seyre dalmışım. SAnırım dükkandan bir büyük kütük ve bir anubias aldım. Yoksa o başka zaman mıydı ?!?! Her neyse sonuçta senaryo aynı iki seferde de. TAm dükkandan çıkmıştım ki 5 adım atıp geri döndüm. bİr 5 adım daha atarak tekrar dükkana girdim ve Cemal Abiii bana 2 metre hava hortumu verir misin dedim. O hortum keserken aklıma kum da geldi. (Belki bu senaryo yanlıştır ama sonradan aklıma gelmişti kum). Cemal Abiiiiii bir avuç da şu kumdan verseneeee dedim. TAbii ki yarım kilo değil de bir avuç verivetr deyip 2 avuç aldığım için para istemedi. Avuçla kum isteyen adamdan para almak ayıp olur yani.
Her neyse ben eve gittim kumu yıkadım büyük akvaryumun dolabına koydum. Birkaç gün sonra çıkardım. Ee tabii ki nanoyu bu hale getirene kadar o kadar kafa yorup kendimce ilginç ilginç icatlar yapmışım ya

illa tabanda da aynısını yapacağım. TAbana biraz torflu toprak, biraz bahçe toprağı, biraz anneannemlerin İzmirdeki bahçesinden getirdiği toprak, biraz saksılarla Kırıkkale'den gelen ve Malatya'nın kayısı bahçelerinden gelen toprak toplam bir iki çrba kaşığı kadar koyuldu. İçine de saksı bitkiler iiçin satılan Büyük Baharatçı'dan almış olduğum "Helin çubuk gübre konuldu". Ahanda resmi:


Daha sonra bilindiği üzere su dolduruldu falan filan. Sıra geldi kütük mevzusuna. BEn ettim siz etmeyin tarzı olacak biraz.
Apartmanın bahçesinde kökünden kesilmiş, kökü bırakılmış bir gül vardı. Her seferinde elimle asılıp sökmeye çalışmış lakin muvaffak olamamıştım. bir gün yine okuldan gelirken bakayım dedim. Hiç bir umudum yoktu. Elimle değil ama ayağımla ileriye doğru biraz ittim ve kök hemen çıktı

Hemen eve götürdüm topraklarını temizledim, yıkadım ve çaydınlığa atıp 2-3 kere kaynattım. Birkaç gün sonra da yine kaynattım.

Nanoya kütüğü koydum fakat 2 günde sarartıyordu.

Tekrar tekrar tencerede bile kaynatmama rağmen nanoyu sarartması kesilmedi. Bunun iki nedeni olabilir: Ya Güllerde bişey var ya da nanolarda. Akvaryum çok ufak olduğu için azıcık bir tanin bile sarartmaya yetiyor.
Attık gittik kütüğü. Olan tüpe ve bana oldu. Çünkü tüpü ben bitirdim

Kütük işini bir ara kütük ya da taş koyarız diyerek sonraya erteleyerek direk bitki işine geçtik.